1.png

Ne Dediler?

Hollywood Reporter'da çıkan "Misafir" eleştirisi

 

http://www.hollywoodreporter.com/review/visitor-misafir-istanbul-review-791219

 

Jonathan Holland

ÇEVİRİ

Mehmet Eryılmaz ikinci dramasıyla, on yıl sonra aile ocağına geri dönüşün, bir kadın üzerindeki etkilerinin izini sürüyor.

Olayların değil, ardında yatan sebeplerin daha önemli kılındığı (ki olaylardan biri özellikle öyle), etkileyici, güçlü ve son derece incelikli ve ayrıntılı olarak işlenmiş bir film Misafir. Kadın, aile ocağına dönerek bir zamanlar terkettiği evin erkekleriyle ilişkisini sorguluyor. Misafir'i, iktidar ilişkilerinin mücadele alanı olarak, aile üstüne bir film diye tanımlamak filmin yavan görünmesine sebep olabilir fakat karakterler ve oyunculuklar, olaylara son derece dozunda bir dramatik ruh üfleyerek filmi sarsıcı ama düşündürücü bir deneyime dönüştürüyor. Güzel tepkiler alan ilk filmi Hazan Mevsimi'nden sonraki bu ikinci filmiyle Mehmet Eryılmaz'ın muhtemelen amaçladığı da bu.

Misafir, İstanbul Film Festivali'nin bu yılki programında gösterilecekti fakat festivalin ulusal yarışma bölümündeki diğer filmlerle birlikte hissedilen devlet sansürü sorunlarını protesto amacıyla festivalden çekilince gösterilemedi.

Annesinin İstanbul'da ölüm döşeğinde olduğunu duyan Nur (Zümrüt Erkin), küçük kızı Melek ile (Melek Çınar) otobüse atlar ve yıllar önce bıraktığı baba evine geri döner. Filmin karakteristiği olan suskunlukların sonucu, sebeplerini kısmen olsa da çok sonra öğreneceğimiz 10 yıllık bir uzaklaşmanın ardından yaşanır bu. Anne Zehra Hanım (Ayten Uncuoğlu), yatalak ve tepkisizdir. Evin idaresi kocası Hamit Bey'e (Tamer Levent) ve dirayetsiz oğlu Nuri'ye (Ersin Umut Güler) kalmıştır.

Erkekler evi çekip çevirmeyi beceremiyordur. Nuri işsizdir ve bir eş adayı da bulunamamış olduğundan evlenecek gibi de değildir. Muhtemelen hayal ürünü olan askerlik anılarını meyhanede uzun uzun anlatan, aksihuylu Hamit Bey, belli ki ancak futbol maçı izlemesini, hatta daha ziyade büyük borçların altına da girmesini beceren tipte bir adamdır. Sonra bu borçlar icraya ve eşyaların alınmasına yol açacaktır. Hamit Bey'in tavırlarında ve bakışında pek sağlam ayakkabı olmadığını hissettiren bir şey vardır. Evde işlerin yürümesini sağlayan vefakar dul Şükran Teyze ise (Hale Akınlı) sıkıntıları bir nebze yumuşatır.

Hamit Bey'in klostrofobik evinden, sorgusuz sualsiz süregelmiş, tarifsiz acılara yol açmış ataerkil geleneklerle maskülen acziyet ve şerrin elindeki bir ailenin, dolayısıyla bir toplumun fotoğrafı ortaya çıkıyor.

Karakterler arası etkileşime iyice yoğunlaştığı anlar senaryonun en güçlü anları. Özgürlüğü çağrıştırmak için sıkça kullanılmış sinema klişelerinden olan Nuri ve Melek'in kuşlarla oynadığı sahnedeki gibi sembolik olmaya çalıştığı anlardaysa daha az başarılı. Kafeslerden ne kadar kuş salınırsa salınsın, Nur'un “benim kızım benim kaderimi yaşamayacak” diye ilan ettiği o yakıcı sahnenin gücüne erişemez. Bu kader on yıldır aile ocağından uzak durmasının da sebebidir.

Oyunculuklar mükemmel ve Eryılmaz'ın karakterlerine gösterdiği özen ve sevginin filmde tamamıyla hakkı veriliyor. Temelde kadının insancıllığı ve erkeğin gaddarlığını sunumlayan filmde, kadını ele alış kaçınılmaz olarak iki erkeğe göre daha müşfik ve incelikli.

Duygu bakımından, Nur filmin duygusal yükünü büyük oranda yükleniyor. Pratik zekasının ve görünen duygusal metanetinin daha dramatik bir olayı kusacak travmanın kapağını zar zor tutuyor olduğu gibi bir his oluşuyor. Sondaki sahnelerden birinde annesinin başucundayken mesela. Filmde bolca denk geldiğimiz duygusal anların doruk noktasına ulaştığı bölümde; Zümrüt Erkin'in vahşi kahkahasından göz yaşlarına geçtiği ve sonra toparlandığı kısa sayılabilecek sahnede, ağızları bir karış açık bırakan yetenek gösterisine tanık oluyoruz.

Böylesine başka bir anda Nur, bir gece annesinin onunla konuşabildiğini ve evden ayrılmadan önce annesiyle hesaplaşabildiğini görüyor. Bu sahne, Eryılmaz'ın zihinlerden unutulması güç filminin katı gerçeklikten, hayal, anı ya da rüyaya pürüzsüz ve vurucu biçimde geçtiği anlardan birisi.

Prodüksiyon şirketi: Atlanta Film
 
Oyuncular: Zumrut Erkin, Tamer Levent, Ayten Uncuoglu Ersin Umut Guler, Hale Akinli, Melek Cinar
 
Yönetmen, senaryo: Mehmet Eryilmaz
 
Yürütücü yapımcı: Sultan Ilhan
 
Görüntü yönetmeni: Cemil Kizildag
 
Prodüksiyon tasarımı: Gulcin Fathirezaei
 
Kurgu: Ugur Hamidogullari, Sultan Ilhan, Taner Sarf, Mehmet Eryilmaz
 
Sales: Atlanta Film

m1.png
2.png
m1-1.png
Whatsapp-icon.png